sarhosbalikvetopalmarti

06.07.2009

Aptal gibi suç olsam yine de oynarmısın benimle...


Sen giderken uyuyordum ya hani, aslında uyumuyordum numaraydı hepsi.. Yani giderayak yine söylenip canını sıkmıyım diyeydi.
Bir haftadır yüzünü pek göremiyoruz ya , bu akşam bizimle olursun sanmıştım. Daha sabahtan akşam en sevdiğin yemekleri yaparım diye planlamıştım. Sen aradın bu akşam da bir yemeğe gitmek zorunda olduğunu söyledin ya , benim de canım çok sıkkındı, bu yüzden sana söylenip durdum ya.. Ne yaptım biliyomusun sen gidince , sabah planladığım yemeklerin hepsini iptal ettim, bissürü makarna yaptım sonra ve ne kadar yediğimi hatırlamıyorum bile.. Çok fena midem şimdi..
Ben de üzgünüm canını acıttığım için..
Büyük ihtimal sen geldiğinde biz yine uyuyor olucaz. Sabah erkenden giderken uyandırırmısın bilmem onu da..Buzdolabını açarmısın acaba geldiğinde.. Açarsan sevdiğin şeylerden birini bulucaksın.. Benim kalbim de dolaptaki o çilek gibi kıpkırmızı senin için aslında..biliyorsun ya...unutturuyorum bazen işte, eşşekliğime ver..
Karın ben...
hani bazen şu hormonlarının gazabına uğrayan..
Bu günlerde pek bi uğrayan...

05.07.2009

GDO mu.. tabi ki HAYIR

Geçen akşamlardan birinde GDO yu işleyen bir televizyon programı izledim. Ayşe Özgünün yönettiği.. İki taraf var biri GDO ya hayır diyenler.. Diğer grupsa , " yok canım zaten bu ülkeye giremiyor onlar , olsa da zaten gönül rahatlığı ile tüketin" diyenler..
Komik olan savunma ise şuydu, bunları tespit edecek bir ölçüm yapılmıyormuş gümrüklerde, peki gelen tohumların ne menem bişey olduğu nerden biliniyor. Diğer soruların cevabını veremedikleri gibi bu sorunun da cevabını veremediler. Neymiş efendim, sorgulamıycaksın, sormıycaksın, önüne ne koyarlarsa itiraz etmiyceksin.. Düşünmiyceksin aynı zamanda..
Çiftçiler birliği başkanının bir cümlesi beni çok düşündürdü. Eskilerden bahsetti. Dedi ki eskiden tarlaya tohum attığımızda 3 defada yapardık bu işi. Birincisi kurda, ikincisi kuşa, üçüncüsü de aşa... Doğanın dengesini sağlamak bu kadar basitken ve şimdi değişime uğratılmış tohumları kurtlar kuşlar yerken, nasıl bir doğal döngü sağlayabiliriz ki biz... Bilen var mı..
Bilen var mı bilmiyorum ama bunun için çalışanları yürekten destekliyorum. GDOya hayır platformu gibi, Tijen gibi, Özlem gibi...
Prf. Dr. Kenan Demirkol hocanın yazdıkları da burda.

03.07.2009

Dağ lalesi nerden bulurum


Bugün çok önemli 2 görüşmem vardı. Sabah süslendim püslendim attım kendimi yollara .. Çantamda yedek tişört, birkaç oyuncak olmadan, sadece umutlarımı cebime koyarak.
Hani şurda bahsetmiştim ya o okuldan ve o evden..İlk görüşme okuldaydı. Müdürle konuştuk dertleştik, "şu kpss işleri malum, ücretli öğretmenlik çıktı falımızda "dedik. "Ben sizi çok istiyorum" dedi. Okula 120 öğrenci kayıt yaptırmış ve en az 3 ücretli öğretmen çalıştırma durumumuz var dedi. Bana dedi yani, neden olmasın dedi, yanlış duymadım canım...Resmen sen dedi...
Yemekhanenin duvarlarına baktık birlikte , orası bizim okul ya artık , çizgi film kahramanlarıyla boyayalım şu duvarları dedik. Yaz uzun, iş yok, duvarlar bizi bekliyor şimdi..Sonra da çocuklar inşallah :)
Orda çalışan arkadaşımın eşi de bizim o bahsettiğim çatı katının mütahiti.. Çantada da bolca umut var ya," bugün doğru gün" dedi içimdeki diğeri. E hadi görüşelim o zaman. Eşim onca yoğunluğunun arasında fırsat yarattı, evin sorumlusu işini gücünü bıraktı, oturduk masaya. Umutlar çantada hala biryere gitmediler.. Fiyat konusunda anlaştık. Hem de beklediğimizin çok altında bir rakam çıktı karşımıza.. Yani şu an oturduğumuz evi satarsak belki üstüne para bile artacak , o derece yani..
Ama kesin bir cevap vermek için bu ay sonuna kadar izin istedik. Tamam dedi kendileri. "Temmuz sonuna kadar ev sizin."
Şu anda o ev bizim yani.. Kulağa ne hoş geliyor değil mi...
Temmuzdan sonra da bizim olması için Voltranı oluşturalım mı şimdi.. "Güç bende artık "..nasılsa..
Resmin konuyla şöyle bir alakası var. Hani şu kocaman terasımda bir masa olucak ya, onun üzerine de şöyle çiçekli , kırmızılı bir örtü olmalı ya.. Kırmızıları pembeleri aldım ben eve gelirken. Şu örtü de işlensin bakalım, sonra hanımeli tohumu aramaya başlarım artık..Dağ laleleri de bulmalı zamanı geçmeden.. Dur bunu da bir düşüniyim ben şimdi..

02.07.2009

salata




Bu yaz yeni ihtisasım salata.. Şöyle salatalarla dolu bir kitap olsa mesela..Okumaya doymam sanırım.. Hiç üşenmeden salata menüleri oluşturuyorum kendimce.. Ev halkını bilmem ama ben pek mesudum bu yüzden...
Bu akşam yemek ne.. Salata..
Ne güzel bircevap aslında..
Google amcaya da pek bir iş düşüyor bugünlerde, benim sorularım tükenmiyor çünkü.... Her akşam cevap aynı olsa da , içeriği çeşitlendirmek lazım değil mi ama..Mantarlısı, semizotlusu.. Ah bugünkü çok sevildi aslında, benim en sevdiklerimden bir anne salatası..Bizim buralarda mamzana derler adına..
Patlıcanları biberleri közle önce..Kırmızı biber de olursa yanında güzel bir renk olur benden söylemesi..
Sonra onlar pişince küçük küçük doğra hepsini ...
Domatesler çiğden ve küçük küçük olucak yine...
Sarımsak dövülücek çok canını yakmadan..
Bolca limon ve biraz zeytin yağı...
Hepsi bukadarcık işte..
Yanında mis gibi bir de ayran olursa..Mmmmm...

30.06.2009

Basit bir şey..

Okul öncesi eğitimle ilgili bir seminere gitmiştim geçen yıllarda. Ben dahil, ordakilerin çoğu aman bitse de bir an öce gitsek düşüncesindeydi. Hava sıcak, yapılıcak işler var neden geldik ki buraya , ay hemen bitse keşke diye söylenirken ben, seminer başladı. Konuşmacı " Biliyorum çoğunuz burda olmaktan hoşnut değilsiniz " dedi, içimi okur gibi. Sonra da düşünmemizi istedi. " Şu anda bir telefon alsanız, eşinizin yada çocuğunuzun bir trafik kazası geçirdiğini duysanız, önceliğiniz ne olurdu " şeklinde bir soru sordu salondakilere..Belki de en çok bana..
" Hergün gitmekten sıkıldığınız işiniz mi, yoksa şimdi burda olmanın verdiği sıkıntı mı.... tabi ki önceliğiniz bir an önce eşinizin yada çocuğunuzun yanında olmak olurdu " dedi.
Bu konuşmalar uzunca bir süre devam etti. Ve ben o salondan ayrılmayı hiç istemedim uzunca bir süre... Hayattaki önceliklerimi düşündüm, salondaki diğerleri gibi. Önceliklerimle mutlu olduğumu, aslında düşündüğüm ve sorun haline getirdiğim bir çok şeyin o kadar da önemli olmadığını farkettim yine ve yeniden..
Şimdiki gibi yani...
Mesela şu kötü geçen sınavın çok da geçerliliği yok benim dünyamda şu an.. O olmazsa, ülkedeki okullar bitmedi ya, başka seçenekler de olucak mutlaka..
Ekonomik krizin aile bütçesine yansıması da hiç dert değil ya... Para kaynakları da sonsuz nasılsa, gelicek ve bulucak bizi.. Bu da mı dert yani..
Bunun gibi bunlar gibi, can sıkan, o günü sıkıntıya sokan bir çok küçük ayrıntı..Sadece ayrıntı işte..
Şu anda nefes alıyor olmak, sağlıklı bir çocuğa sahip olmak, iyi bir adamın karısı olmak , beni anlayabildiğine inandığım ve benim de çok iyi anladığım melek dostlarla olmak , bu yaz yine barbunyaları oğlumla beraber ayıklayabilmenin keyfini yaşamak, sivrisinekleri yok etmek yerine sevmedikleri fesleğen kokusunu evin dört bir köşesini fesleğen saksılarıyla doldurup kendimce iyi birşey yaptığımı düşünmek ve bolca şükretmek gibi basit ayrıntılarla uğraşıyorum ben bugünlerde..
"Basit bir şey " yani mutlu olmak için de, mutsuz olmak için de...

Sevdiklerim

İzleyiciler

Pazar filesi kullanıyoruz

Blog Arşivi